Binlerce yıllık geçmişi olan sabun, önceleri tıpta hariçten tedavi edici olarak ele alınmış, sonradan ise vücut temizliğinde kullanılmaya başlanmıştır.
Eski zamanlardan kalma bir Roma masalına göre,
sabunu ilk defa kadınlar keşfetmiş. Hayvanların kurban edildiği Sapo Dağı'nın
kıyısında bulunan Tiber Nehri'nde çamaşırlarını yıkayan kadınlar, çamaşırlarını
eskiye oranla daha az çaba sarf ederek temizledikleri fark ettiler. Çünkü,
hayvanların kurban edildiği Sapo Dağı'ndan Tiber Nehri'ne, yağmurla birlikte
hayvan yağları ve odun külleri karışıyordu. Bu karışım ise, bayanların çamaşır
günü için hoş bir hediye oluyordu. İngiltere'nin eski halklarından Keltler de,
hayvansal yağlar ve bitki küllerinden ürettikleri sabuna "Saipo" adını verdi,
bu sözcük daha sonra "Soap" olarak değişti. M.Ö. 1500'e ait Ebers Papirüsünde,
kişisel temizliklerine düşkün olan Mısırlıların, hayvan ve sebze yağları ile
alkalinli tuzdan elde edilen sabunsu bir maddeyle yıkandıkları belirtiliyor.
Yunanlılara bakacak olursak, onlar da en az Mısırlılar kadar temizliğe önem
veriyorlardı. Sabun kullanmayan Yunanlılar, vücutlarını yağ ve killerle sıvadıktan
sonra, kum ya da sünger taşı parçalarıyla fırçalıyor ve "strigil" denen kavisli
metal bir aletle vücutlarında oluşan tabakayı kazıyorlardı. Bunu suya girerek
yıkanma ve zeytinyağı ile yağlanma izliyordu.Kullanım alanı ortaçağda genişler
ve çamaşırların sabunla yıkanarak temizlenmesine başlanır. Bulaşıcı hastalıkların
ortaya çıkışında da dezenfektan olarak kullanılır.
Sabuna talep bu şekilde artınca 10. Yüzyılda Bizans'ta
esnaf locaları içinde sabuncu grubu oluşturulur.
Osmanlı Devleti'nde önemli bir imalat kolu olan
sabunculuk gelişmiş ve özel zamanlarda tertip edilen tören alaylarında sabun
esnafı yerini almıştır. Osmanlılarda sabunla ilgili ilk düzenlemeler Fatih Sultan Mehmet, İkinci Beyazıt, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman devri kanunnamelerinde görülür.
Osmanlı'da "Sabunhane" denilen ve şahıslara ait olan imalathanelerde geleneksel yöntemlerde üretilen sabunların değerli olanı ve tercih edileni zeytinyağından imal edilen sabunlardı. Bu yüzden Osmanlı İmparatorluğu'nda sabun üretimi yapılan yerlerin başında zeytin yağının bol olduğu yerler olan Batı Anadolu ve Adalar, Şam, Halep ve Namlus geliyordu. O dönemde en fazla sabun üreten merkezler ise Midilli ve Girit Adaları, Ayvalık, Edremit, Kemer Edremit, İzmir, Kızılcatuzla, Yunda Adası ve Urla'ydı. Buralarda imal edilen sabunun büyük bir bölümü, saray, ordu ve İstanbul halkının ihtiyacını karşılamak üzere 'Dersaadet tahsisatı' olarak ayrılırdı.

Elez Zeytinyağı Sabunları