Tanrılar besbelli ne yaptıklarını iyi biliyorlardı.Zeus'a yapılan bir görkemli tapınak Olimpos da olmasa anlaşılan o çıplak tepeye hiç uğramayıp tüm zamanlarını Kaz Dağları ve çevresinde geçireceklerdi.Tanrıların bir diğerleriyle olduğu kadar yarı tanrı ve insanlarla oyunları da savaşları da Edremit Körfezini çevreleyen bu yeşilde yer alıyordu.Bir kez görünce,tanrıların neden bu yöreden bir türlü ayrılmadıklarını anlar kim olsa.Yeşilin türlü,türlüsü vardır da en çok bir türü gözünü okşar insanın,her yeşilden daha çok onun yeşili vardır çünkü;zeytin yeşili.
Damar damar,kas kas,bir gövde kök kök, uzanmış toprağa,pençesini atmış özsuyunu taşımaktadır dallarına,toprağın canını meyvesinde toplamak için.Zeytin,zeytin olsun diye,olmuştur da.Ona sütü kadar nerdeyse zengin,tanesi ile doyuran,her derde deva yağı ile dolu meyveler vermiştir,bu dünyanın kuruluşu ile başlamış serüven.
Öyküler erdeme dayandırır başlangıcı,bu yörenin cennetin uzantısı olduğundan belki,Nuh da bu yörenin pek uzaklarından geçmemiş olmalıdır ki tufanın bitişini ağzında bir zeytin dalı ile müjdeleyen güvercinden öğrendiğinden bu yana,barışın simgesidir güvercin ama zeytin dalı mutlaka.
Tanrılar bu yörede öyle çok gezinmişler ve adlarına düzenlenen yarışlarda zeytinyağının en büyük ödül olarak birincilere verilip zeytin dalı ile taçlandırmışlar da
Kutsal kitaplar geri mi kalmıştır insana en yararlı toprağın sütünden söz etmekte...
En yaygın iki dinin kutsal kitaplarında zeytin ve yağından yararlarından ve yenmesinin kutsallığından söz edilir.
Böylesine kutsanmış bir zeytinliğin insanoğlunun ilgisinden uzak kalması olanaksızdı.Truva pek yakındır Körfeze,Homeros binlerce yıl öncesinden öykülerini bu yörenin,bugüne taşımıştır aşkları ve savaşları ile. Bu zeytinlik içinde yer alanlar da zengindir.Ve, zenginlikleri kültürel yaşamlarında da yansır.Göz diken de çok olur bu zenginliklere Persler gelirler,Cenevizliler,Bizanslılar,Selçuklular,Osmanlı ve bu güzel zengin topraklar onca kültür buluşması ve bileşkesinden sonra Türkiye Cumhuriyetinindir.Kültürler, insanlar gelip geçmiştir ama hiç gitmeyen zeytin ve yağı olmuştur hepsine nimetlerini öğretip,alıştırarak.
Adramytleion ilk kentlerdendir bu yörede ,namı yüzyıllar boyu sürmüştür ve yüzyıllar öncesinden bilinmiştir.Kendinden çok uzak birçok yerde.Ticaretin en önemli ilk metalarından biridir zeytinyağı denizaşırı da salınıp satılmıştır ilk çağlardan bu yana, tadı o günlerde bile çok iyi bilinmiştir de bugünlerde nedense bilinmez hak ettiğince. Düşmanı savmak için kızdırılıp döküldüğü olmuşsa da yörede bugün buram buram kokulu kızgın zeytinyağında yumurtanın tadının keyfine varırlar,eski çağlarda güzellerin güzellik katmak için güzelliklerine bedenlerini ovdukları ve sağıltmak için hastalıkları , kullanılan mucizevi bu zeytinyağı Adramytleion günlerinden bu yana direnmektedir kendini insanlara verebilmek için.İyi de bir yöre seçmiştir kendine,bugünkü önem hemen yanı başında iskele ve az gerisinde ilk merkez Taylıeli Köyü ve şimdiki merkez Osmanlıdan kalan ismi ile Burhaniye doğal güzellikleri,manzarası,kumsalı,çiçekleri ve her yeri kaplamış zeytinlikleri ile başkaldırır cennete Oksijen bolluğu ile yetinmez doğa baş döndürmek için,gün doğuşu ile yeşille çarpar gözlere ve her günbatımı bir boya cümbüşüdür biri diğerinden mükemmel.
Biraz güneyde Ayvalık vardır eskiden bilinen adı ile Kydonia Roma,Bizans, Cenevizliler, Helenlerle etkileşimdeki bu batı Anadolu uygarlıklarının üstüne gelip hüküm sürmüşlerdir Osmanlıya oradan Türkiye Cumhuriyetine değin.Bu uzun süre özenle kalmıştır bu yöre,kuşkusuz zeytin ve yağı sayesinde.
Yörenin her parçası gibi Ayvalık da tarih ve güzellik doludur yanı başında Cunda Adasıyla her ne kadar bağlanarak ada karaya,adalık özelliği kalkmışsa da geliş gidiş kolaylaşmıştır.Tarihin insanın doğa ile savaşımı olduğu söylenir,insanın doğayı yenme serüveni .Tüm dünyada bu yanlış anlaşılmış gözükmekte doğayı yenmek,onu denetlemek olmalı iken bozmak ve kirletmek olmuştur üstündeki tarih ile ancak yine de hem tarih gözükür hala bu yörede ilk kalıntılarından,son dönem kiliselerine değin. Bizanslardan kalma kiliseler kültürlerin bu tür birleşmesine yol açmıştır minareler ile camiye çevrilmiş olanlarıyla.Doğa da en az bozulmuştur burada, en yaşlı en güçlü, en dirençli zeytine borçlu olarak yağını verecektir zeytin güzellik için, sağlık için, tat için.
Ve tüm saygısı ile zeytine ve uygarlık tarihinin ödülü zeytinyağına Elez özenle alır yağı zeytinden, özenle korur,ve binlerce yılın bu ulu ürününe bir hizmet olarak taşır insana onu en doğal haliyle daha kolay ulaşabilmesi için zeytinyağına.
Elez saygılı ve özenli bir köprüdür doğanın verdiği ile yararlanması gereken arasında.Yöreyi görmek gerekir zeytinyağını Elez adıyla tatmak .